III. IV. Diğer Dinler

 

III. IV. Diğer Dinler:

Diğer din mensupları, Müslümanlara düşmanlık etmedikleri müddetçe emniyet içerisinde yaşarlar ve -diğer mezheplerden söz ettiğimiz bölümdeki istisnalar hariç- bütün haklardan yararlanırlar. Elbette İslâm dini akla çok önem verdiği, Şîa fıkhının dört kaynağından biri de akıl olduğu için ve diğer dinlerle pek çok ortak noktaya sahip olunması sayesinde bu din mensuplarının rızası çok geniş bir oranda sağlanabilmektedir. Bu dinler sadece ahval-i şahsiye ile ilgilendikleri, İslâm gibi, özellikle içtihat sayesinde sürekli genişleyen; siyasî, ekonomik ve toplumsal alanlardaki hükümleri ihtiva etmedikleri için, bu dinlerle İslâm arasında, bir hüküm üzerinde bir çelişki de belirmemektedir.        

İslâm, Ehl-i Kitab’a adaletle davranma hususunu önemle tekid etmiştir. Rivayet edilmiştir ki Muâviye’nin askerleri Yahudî bin kadının ayağındaki halhalı zorla aldıklarında, İmam Ali (as), eğer bir insan bu durum yüzünden üzüntüden ölse kınanmaz buyurmuştur. Yüce Allah, Hz. Peygamber’e (saa), eğer Ehl-i Kitap iman etmezse, onları aralarındaki ortak kelimeye (tevhid) davet etmesini emretmiştir. (Âl-i İmrân, 64)

Bu şekilde tebliğ ve barış içersinde yaşama aynı anda sağlanmış olur. Anayasanın 13’üncü maddesine göreyse:

“Yalnız Zerdüştî, Musevî, Hıristiyan İranlılar kanun dairesinde dinî merasimlerini icrada serbest olan azınlıklardır ve ahval-i şahsiye ile dinî eğitimlerinde kendi usullerini uygularlar.”