III. II. İslâm’ın Temelleri

 

III. II. İslâm’ın Temelleri:

I. Tevhid: Varlık âlemi tek bir Tanrı’nın yaratmasıyla oluşmuştur, yaratılan her şey Yaratıcı’nın bilgi, kudret ve iradesine delalet eder. Yaratıcı, yarattıklarına benzemez. Zira maddî varlıklar ışık, ses, cismiyyet gibi sıfatlara sahiptirler ki hepsi de yaratılmış olmanın gereğidir. Yüce Allah’ın zatının mahiyeti, ne insanlaraca, ne de meleklerce derk edilemez. Çünkü bütün tasavvurlar nihayetinde mahlukturlar. Hakikî ve mutlak olan yegâne varlık O’dur, bütün evren O’nun cilvesidir. Zaman ve mekânın yaratıcısıdır. Bu yüzden bütün varlığı ihata eder ve her şeye aynı ölçüde yakındır. Bu yakınlık zamansal ve mekânsal olmayıp, teşbihte hata olmasın, âlimin malumu, (bilenin bilineni), illetin malulu (sebebin sonucu) ihatası gibi bir yakınlıktır. Hiçbir eksiklik ve ihtiyaç zâtına yol bulamaz. O bütün mahlukatın ihtiyaçlarını giderendir.

 

II. Peygamberlik: İnsanlar arasında öyle kişiler mevcuttur ki ruhî temizlik, davranışlarının ve düşüncelerinin doğruluğu nedeniyle, Tanrı’nın, meleği vasıtasıyla kendileriyle konuşmasına liyakat kazandılar. Bu şekilde de ilâhî mesajları ve doğru yaşama yolunu diğer insanlara ilettiler. Hz. Nûh, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed (hepsine selam olsun) diğer peygamberlerden üstündürler. Kitap veya şerîat sahibidirler. Bununla birlikte, Hz. Muhammed (saa), peygamberlerin sonuncusu ve en yücesidir.

III.Kıyamet: Yüce Allah, insana bütün bu istidat ve gücü sadece sınırlı bir dünya hayatı için vermiş olmaktan münezzehtir. Bütün peygamberler, insanın bu dünyadaki eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşecekleri başka bir âlemin var olduğuna tanıklık etmişlerdir. Öte âlemdeki her insanın konumu, bu dünya hayatı boyunca kendisi için oluşturduğu şahsiyetine bağlıdır. Her amel, insanın ruhunda tam bir etki oluşturur ve insan, bu dünyadaki davranışlarının sonucunu eksiksiz olarak görecektir. Ahiretin bu dünyaya nispeti, bu dünyanın anne karnına olan nispeti gibidir. Anne karnındaki insan doğmadan önce bu dünyanın niteliği hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Tıpkı bu dünyadaki kişinin ahiret hakkında tam bir bilgiye sahip olmayışı gibi. Fakat aralarında bir fark vardır. O da şudur ki anne karnındaki kişi, yeni âlemi için gerekli olan organları yaratış kanunları çerçevesinde edinir, bu dünyadaki insanın o âleme hazırlanmasıysa kendi çabası ile mümkündür. Bu hazırlanış, Allah’ın hidayeti ve peygamberlerinin aracılığıyla gerçekleşebilir.