5. Siyasî ve Toplumsal Faaliyet Özgürlüğü Olarak Partiler

 

5. Siyasî ve Toplumsal Faaliyet Özgürlüğü Olarak Partiler:

İslâm Cumhuriyeti’nde yönetim erki halka dayalı olsa ve halk seçimlere katılmak suretiyle kendi iradesini yönetime yansıtsa da, bu ölçüdeki bir siyasî ve toplumsal faaliyetin yeterli olduğu söylenemez. Halk, medya ve iletişim organlarında düşüncelerini ifade ederek kendileri gibi düşünen insanlarla buluşurlar ve önerilerini iktidara sunmuş olurlar. 

 

Öte yandan halk hem düşüncelerini ifade etme yoluyla, hem de siyasî partiler içersindeki faaliyetleri aracılığıyla hem siyasî yetkinliğini geliştirmiş, hem de yönetim liyakatine sahip olan insanları tanımış olur. Ancak bu şekilde toplum siyasî olgunluk ve yeterliliğini kaybetmemiş olur.

Partiler “iyiliği emir, kötülükten sakındırma” esasına dayanan eleştiri haklarını kullanmak suretiyle, yönetimde bulunan kişileri rekabet ortamının da etkisiyle daha iyiye gitme yönünde kamçılamış olurlar. Zaten İslâm toplumunu diğer toplumlardan farklı kılan unsur da ahlâka dayalı oluşu ve dinî kuralları gözetmesindedir; siyasi kudreti elde etmesinde değil.        

 

Böyle bir ortamın varlığı, halkında yararına olacaktır. Halk sürekli olarak siyasî sahnede olacağı için değişik düşüncelere âşinâlık kesbedecek ve ahlâkî ölçüleri de gözetmek suretiyle en iyisini seçecek, bu şekilde toplum da rüşd yönünde adım adım ilerleyecektir.

Meslekî ve zumresel teşekküllerin, encümenlerin varlığı hem bu teşekkül üyelerinin faydasına, hem de dolaylı olarak bütün toplumun lehine olacaktır.        

 

Bilimsel ve sanatsal topluluklar da, bilimsel bilginin sağlanması ve üyeler arasında düşünce alışverişinin elde edilmesinde, millî ve uluslararası alandaki bilimsel ve toplumsal konulara katılımın sağlanmasında önemli yer tutarlar.

İşçi ve işveren sendikaları, işçi ve işveren arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ve her iki tarafın haklarının korunmasında temel bir öneme sahiptir. İş için uygun şartların oluşturulması ve uygun ücretin sağlanması için işverenlerle müzakere etmek, işçi sendikalarının görevlerindendir. Bu yolda görev hakkını kullanıp isteklerini bu şekilde kabul ettirme yoluna gidebilirler. Bu sendikalar işçilere makul bir ücret temin etmelerinin yanısıra toplumdaki karışıklığı ve isyan teşebbüslerini önlemeleri açısından da hükümetlerin desteğini kazanmışlardır.        

 

Batıdaki kapitalist rejimlerin ayakta kalabilmeleri ve komünist  sloganların etkisinin kırılabilmesi büyük ölçüde güçlü sendikaların sayesinde olmuştur.

İslâmi toplum, ahlâk temelli bir toplum olduğu, ahlâkın temeli de adalet ve insaf olduğu için, işçilerin ve bütün toplum sınıflarının hakları korunmalıdır. Bunun sağlanması için âdil kanunların yetmeyeceği açıktır. Hak sahiplerinin ellerinde, haklarını koruyabilmelerini sağlayacak araçlar da bulunmalıdır. 26’ncı maddeye göre:

 

 “Partiler, dernekler, siyasî ve sınıfsal kuruluşlar ile İslâmî kuruluşlar veya tanınmış dinî azınlıklar bağımsızlık, hürriyet, millî birlik, İslâmî ölçüler ve ilkeleri ile İslâm Cumhuriyeti esasını ihlal etmedikçe serbesttirler. Hiç kimsenin bunlara katılması engellenemez ve kimse bunlardan birine katılmaya zorlanamaz.”