1. Uluslararası İlişkilerde Sultacılığın Reddi

 

1. Uluslararası İlişkilerde Sultacılığın Reddi:

Bütün insanların eşitliği hiçbir kimsenin diğerine ırk, dil ve servet gibi hususlardan kaynaklanan bir üstünlüğün olmaması ve herkesin kendi kaderinde söz sahibi olmasıdır. Dolayısıyla ülkelerin birbirlerinden üstünlüğünü iddia etmek İslâm’da meşrû görülmemektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de yeryüzünde üstünlük ve fesât yolunda çalışanlar kınanmıştır ve insanlara zulmedenlerle savaşmak câiz görülmüş, zâlimlerin cehennemlik olduğu vurgulanmıştır.

 

         Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen anlayışa göre de bütün uluslar eşittirler ve her ulusun kendini yönetme hakkı, ırk, dil ve din gibi farklılıklar göz önünde alınmaksızın öngörülmüştür. Yine buna göre herkesin mülkiyet hakkı vardır. Birleşmiş Milletler üyesi olan bütün ülkeler birbirleriyle olan ilişkilerinde tehdide ve kuvvete başvurmaktan kaçınmalı, bütün sorunlarını barış içerisinde çözmelidirler. Fakat Birleşmiş Milletler beş büyük ülkeye sürekli üyelik tanımak ve Birleşmiş Milletler Şûrâsı’nın kararını bozma yetkisini vermekle benimsediği eşitlik ilkesini kendisi ihlal etmiş olmaktadır. Bu durumun uluslar arası ilişkilerde totalitarizme yol açtığı açıktır.

         Şurası açıktır ki bir ülkenin gerçek bağımsızlığı ancak iktisadî ve kültürel gücü ölçüsünde mümkün olabilir. Bunlar olmaksızın ülkelerin dış politikaları yeterli ölçüde etkin ve bağımsız olmaz. Bu yüzdendir ki Anayasa’nın 13’üncü maddesinin XIII’üncü bendi bu diğer alanlardaki yeterliliğin sağlanmasını devletin görevleri arasında saymaktadır.

 

         Sultacılığın açık örneklerinden biri de ekonomik alanlardaki uluslararası kararlarda gözlemlenmektedir. Bir ülkenin sermayedarları ve teknik bilgi sahipleri, diğer ülkelerin enerji kaynakları ve ucuz işgücünü elde edebilmek için bu ülkenin ihtiyaçlarını suistimal etmekte ve bu ülkelerle kendi millî çıkarları aleyhine anlaşmalar yapmaktadırlar. Az gelişmiş ülkeler kendi ayakları üzerinde durmadıkça bu zincirlerini kırma şansı elde edemeyecek, gerçek bağımsızlığa ulaşmayı sürekli ertelemiş olacaklardır. Bu  yüzden Anayasa’nın 153’üncü maddesi şöyle der:

“Ülkenin doğal kaynakları ile ekonomi, kültür, ordu ve diğer alanları üzerinde yabancı tahakküme yol açan her türlü anlaşma yasaktır.”

Öte yandan 77’nci madde bütün uluslararası anlaşmaların geçerli olabilmesi için Meclis’in onayını şart koşmuştur.